ALİ ŞERİATİ VE MUSTAZAFLARIN RABBİ

30.11.2007 - Aşkın Vatanı

Kategori: Duygu
 

YERYÜZÜ BARIŞI için BULUŞMAYA hazırmısınız?

''Film For Peace'' Festival ekibi olarak BARIŞ BULUŞMASINA hazırız.!

SAVAŞ KARŞITI sinemacı ve duyarlı sanatçı dostlarımızın katılımları ile Emperyalizme ve Savaşa Karşı Küresel Film Festivali ''BARIŞ/SHALOOM/ŞALOOM/PEACE/AŞİTİ'' şiarıyla BARIŞ BULUŞMASINA DAVET EDİYORUZ SİZİ.!

 

Ey iNSAN;

Sevdiğiniz şeylere son bir kez bakın. Yapmaktan hoşlandığınız şeyleri bir kez daha yapın. Gözlerine son bir buse kondurun masum masum uyuyan sürmeli eşinizin. Küçük kardeşinizin nazlı buklelerini yanaklarında zıplatarak salına salına okula gidişini seyredin. Köprüden geçerken eşsiz pırlantalarla süslü kıvrımlı boğazımızı tarihi bir nefesle son bir kez içinize çekin. Bela bir kez daha geldi.Kaç kişi tanıyorsunuz? Hayatınızda kaç yüz gördünüz? Kaç kararlı bakış, duruş? Kaç ılımlı gülümseyiş, Kaç farklı sarış dünyayı, Yüz kişi mi, bin mi, on bin mi? Gerçekten büyük bir dünya. Şimdi o dünyayı yıkın. Tüm sevdiğiniz kalpler beton parçalarının altında. Irak'ta iki yüz bin insan öldü. Küçük masum yüzünde iki kara kuyu gibi açılan gözler. Kan kırmızı sıçramış korkulu bakışlarına. Bir çocuk büyüyor bugün Irak'ta. Küçük dünyasının kara deliklerinde, en kötü kabuslarında bile bilinçaltının kuramayacağı dehşetli bir gerçeğe uyanıyor her gün. Kardeşiyle oynamak için uzanan ellerine karşılık yok. Annesinin kucağında huzur bulamayacak tek bir an. Annesinin uzanacağı dizleri yok. Son bir umut arayamayacak babasının gözlerinde. Babasının artık gözleri yok. Bir çocuk büyüyor Irak'ta Ve öyle bir dünya tanımı aklında. Öyle bir dünya ki hak yok, hukuk yok, adalet yok. Ve öyle anlaşılıyor ki zaten hiçbir zaman olmamış. Öyle bir dünya ki, en zengini bile obez iştahıyla saldırıyor saflığa. Yastık altındaki kefenlikte bile ısırgan gözler Paranoyak kıtanın akılsız insanları, Medeniyetinizin geldiği nokta yine hırsızlık mı? O büyüyen çocukla büyüyen öfke, Formüllerine uzatacak ellerini güçlü bombaların, Bu tuhaf gezegeni babasının yanına uçurmak için Ona bir rüyada rastlarsam, Sihirli mavi gezegenden bahsedemeyeceğim. Bir düş vardı bir zamanlar diyemeyeceğim Hepimiz için, Gözlerine bakamayacağım. Belki sadece ürkek bir özür için kıpırdanacağım. Çünkü hiçbir şey yapamadık sen ve ailen için. 'Niye' diyecek. 'Sizin de mi elleriniz yoktu?' Şimdi övünecek hiçbir şey kalmadı. Ve hiçbir hakikati birbirimize duyduğumuz sevginin. Eğer gerçekten birimiz sevmiş olsaydı Kalbinden taşardı. Bir damlası bile kurtarırdı masumiyeti..
Bugün bir günah işleyeceğim, Cehennemde buluşmak için, Şeytan yamağıylaOnu boynundan tutup savurmak için. İnsanlığın en eski medeniyetinin kuzgun kara bakışları İğne iğne oklar halinde saplansınlar her yerine. Sevdiğiniz şeylere son bir kez bakın, Her yerde hayaleti giden insanların, Torunlarımız karanlıkta, Dünya kendisini defalarca kez yok edebilecek bombalarla dolu.
Ey İnsan; yeryüzü barışı için şimdi ''BARIŞ'' zamanı.!
                     
 
Emperyalizme ve Savaşa Karşı Küresel Film Festivali
Film For Peace
2007
Tel: 0224 452 45 00 - 0555 305 1 222
Festival Açılışı Özel Tiyatro Gösterimi:
 
Aşkın Vatanı Yoktur [Tek perdelik Tiyatro Oyunu]
Eser: Nazım Hikmet Ran
Yönetmen: Özgür Başkaya [Özgür Tiyatro]
Tarih: 02.12.2007 Pazar, Saat: 20:00
Yer: Konak Kültür Evi [Bursa - Nilüfer]

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-11-17 14:22:02 - gusel

Yazan isimsiz
çok gusel yeni siteme beklerim kardeşim
www.dinivideolar.org
Bağlantı

2008-06-05 14:33:36 - S.a paylaşmak

Yazan Birtebessum17

TEVHİD VAHDET'İ GEREKTİRİR



Şu bir gerçek ki, bugün halihazırda yaşadığımız yanılgılar süreç içerisinde karşımıza çok daha büyük sorunların çıkmasına neden olacaktır. Bu bağlamda bizler için sorumluluklarımızın bilinci içerisinde hareket etmek kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bunun ötesinde yalan, riya ve kandırmacan başka bir şey söz konusu değildir. Bununla birlikte ne yazık ki, kuşanılması gereken sorumlulukların askıya alınması bugüne dek hep hüsranla sonuçlandı. Bir başka ifadeyle bugün bizim için en büyük tehlike samimiyetsizliktir. Zira samimiyetsizlik demek yalan, riya ve kandırmaca demektir, kısacası iki yüzlülük...

Peki sorumluluklarımızı yeniden kuşanabilmek için işe nereden başlayacağız, önceliklerimiz neler olmalı ? Benim buna cevabım "Müslüman'ım" diyen herkesin vahdet düşüncesi içerisinde hareket etmesi gerektiğidir. Bu noktada tek bir ümmet olduğumuz bilincini içselleştirerek akideye taalluk etmeyen meseleler üzerindeki görüş farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp beraberce yürümenin yollarını aramak, hatta bu doğrultuda elimizden gelen her türlü gayreti göstermek bize düşen en önemli görevdir diyebiliriz. Bunun dışındaki her türlü yaklaşımın başarısızlığı da beraberinde getireceği aşikardır. Deyim yerindeyse bunu görmemek için kör olmak lazım. Zira vahdeti esas almayan, kendisini diğerlerinden ayrıştıran ve ötekileştiren bir zihniyetin nihai hedefi gözeten sağlıklı bir yürüyüş gerçekleştirmesi bugüne dek mümkün olmamıştır. Dolayısıyla bugün yaşadığımız kuşatıcılık probleminin temelinde de vahdetsizlik yatmaktadır. Kendi içerisinde sürekli bölünmeler yaşayan bir düşüncenin bir bütün olarak toplumu kuşatması mümkün olabilir mi ? Hal böyle iken, bugün yaşanan bir takım akli ve vicdani sapmalar neticesinde hala bunun mümkün olabileceğini düşünenlerimiz hiç de az değil. Oysa her konuda olduğu gibi bu konuda da Kur'an'ın verileri gayet açıktır : "Onlar işlerini kendi aralarında parçaladılar..." (Mü'minun : 53) Bugün yaşadığımız fiili durumun bundan daha güzel izahı olabilir mi ? Görünürde hepimizin üzerinde olduğu bir iş var, ancak bir araya topladığımızda hepsi bir iş etmiyor. Birleştirici değil ayrıştırıcı yaklaşımların beraberinde getirdiği birbirini tamamlamayan, bütünsellikten uzak faaliyetler ve bugün karşımıza çıkan o tanıdık, bildik tablo...

Dolayısıyla bugün öncelikle sahih bir temsiliyete ihtiyaç duyuyoruz, ancak ne yazık ki, var olan hiçbir yapı bir diğerini temsil etmiyor. Buna bağlı olarak gündemi belirlemek yerine mevcut gündemin figüranları olmaktan öteye gidemiyoruz. Genelde yirmi-otuz kişiden müteşekkil muhtelif grupların muhtelif zamanlarda yaptıkları basın açıklamaları ve dağıttıkları bildiriler, yazılanlar, çizilenler mevcut sistem tarafından dikkate dahi alınmazken, toplum içerisinde her geçen gün biraz daha marjinalleşen bir kimliğe bürünüyoruz. Halbuki Hz.Peygamber (S) ve az sayıdaki arkadaşlarının en ufak bir hareketi dönemin Mekke'sinde büyük çalkantılara yol açıyordu. Zira sayıları az olsa da bütüncül, yek pare ve gündeme damgasını vuran bir hareket söz konusuydu ve mevcut sistem bunu kendisine karşı büyük bir tehdit olarak algılıyordu. Sanırım bu kendi aralarında vahdeti gerçekleştiren ve ümmet olma vasfına haiz olan küçük bir topluluğun dahi neler yapabileceğini göstermesi açısından bizim için yeterli olacaktır. Biz ise bugün bir yandan kendi kendimize konuşurken, diğer yandan da sudan sebepler nedeniyle sürekli ayrılıklar ve bölünmeler yaşamaktayız. Bakıyor ama göremiyoruz, aradaki engelleri kaldırarak bir araya gelip gerçek anlamda ümmet vasfı kazanmadıkça yürüdüğümüz yolun sonunun çıkmaz sokak olduğunun farkına bir türlü varamıyoruz. Peki ama neden ? Ben bu soruya direkt olarak cevap vermek yerine siz değerleri okurlarımızdan bu konuda düşünmenizi rica ediyorum. Bizi birbirimize karşı ötekileştiren ve bir araya gelmekten alı koyan şey nedir ? Ancak şu kadarını söyleyeyim ki, temelde sorun nefislerimizle ilgilidir ve bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah da o toplumun durumunu değiştirmez. Bu gerçeği görmezden gelmek güneşi balçıkla sıvamaya çalışmaktan başka bir şey değildir.

Bununla birlikte genel olarak yapılması gerekenle ilgili bir kaç şey söylemeden geçemeyeceğim. Şu bir gerçek ki, bugün Müslüman isminin önüne arkasına bir başka isim almayan, herhangi bir tabelayı ön plana çıkarmayan, bağımsız, kuşatıcı, birleştirici, tedric ve tertil üzere ivme kazanan bir harekete ihtiyacımız var. Bunu gerçekleştirebilmek için öncelikle birbirimize tahammül ederek neyin nasıl yapılması gerektiğine dair düşüncelerimizi ilmi veriler ışığında bütün samimiyetimizle ortaya koymak ve en güzeli aramak durumundayız. Bunun tek yolu ise iletişimdir, zira genelde birbirimizin düşüncelerinden habersiziz. Bu noktada bir araya gelerek konuşmak bizim için hayati önem arz etmektedir. Zira birbirimizle konuşmadan neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusunda hem fikir olamayız. Ebu Cehil, Kabe yürüyüşü esnasında Beytullah'ın önünde Hz.Peygamber'i (S) yalancılıkla itham ettiğinde Hz.Hamza'nın söylediği sözler ibret vericidir. O şöyle diyordu : "Yalancı mı ? Konuşturmadınız ki, hangisi gerçek, hangisi yalan ? Konuşmadan bilinemez ki !"

Sözün kısası zulmün ve işgallerin ortasında kalmış bölük pörçük bir insan yığını durumundaki bizler için zaman vahdet zamanıdır, zaman egolarımızı öldürme zamanıdır. Bunun dışında bu ümmetin önünde herhangi bir başka seçenek yoktur. Tevhid vahdeti gerektirir ve bizler Tevhid'e inanıyoruz. Aksi halde sorunlar her geçen gün daha da büyüyecek ve içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. Bunun sonuçlarına her iki dünyada da katlanmak zorunda kalacak olan yine bizleriz. Çağrımız istisnasız olarak tüm inananlaradır, dün için yapılacak hiçbir şey yok, ya aramızdaki ihtilafları bir kenara bırakarak hep beraber bu deveyi güdelim ya da pembe hayallerimize son verelim. Aksi halde kendimizi kandırmaktan öte gidemeyiz.

Selam ve dua ile...



Atilla Fikri Ergun
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->
<

Hakkımda

Merhum Ali Şeriati'nin hiç bir yere sığmayan hayat hikayesi ve o aydının sorumluluğu içinde olanlar...Yeryüzü mustazaflarının Rabbi olan Allah'ı anma.Afyonlanmış saltanatın dine Karşı Muhammedi dinin temelleri

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım