yazar arkadaşlarımıza

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Garamond Premr Pro Smbd"; panose-1:0 0 0 0 0 0 0 0 0 0; mso-font-charset:0; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink {color:blue; text-decoration:underline; text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed {color:purple; text-decoration:underline; text-underline:single;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

                                        

                          Yazar Arkadaşlarıma Mektuplar



Şekilciliğin önünü alamıyoruz bir türlü. Bir tür herkesin de her şeye hakkı olduğuna inanma davamız bizi yerle yeksan etmede. Bizler koca bir inkırazı tecrübe ederken İslam ümmeti olarak, sizler ise her önüne gelenin eline kalem veriyorsunuz. “Bizlere de böyle yaptılar, biz de böyle körü körüne başladık bu işlere” diyebilirsiniz. Ancak sizler bugünün post-modern tecavüzünün muhatabı değildiniz. Hele ki sizlerin yazılarını hiç kimse de o kadar kolay yayınlamadı. Herkese yazar olma şansı vermek de ne demek oluyor azizlerim? Sizlerin kalemleri imanla yoğruldu, sizlerin kalemlerine ahlak hükmetti senelerce. Acaba sizin kalemi teslim ettiklerinizde aynı dirayet var mı? “Kalemleri çok iyi”. Ben bu yargınızı kabul etmiyorum. Kalem ahlak gibidir, yoğrularak doğar. Sizler nasıl en başta ahlakınızı yoğururken kaleminize de bir şekil verdiniz, onları da bu şekilde yetiştirin. Bu çocukları daha hiçbir dirayetleri yokken post-modern savaşın ortasına atmak, İslam’a vurulmuş koca bir darbedir. Allame Tabatabaî’nin şu öğüdünü unuttunuz mu: “ İnsan ömrünün yarısını bir ahlak hocası aramakla geçirse yeridir. Ahlakî eğitimsiz/nefis tezkiyesiz ilim hiçbir şeydir”. İşte sizlerin hatası burada sevgili dostlar. Senelerinizi bu işler ile geçirdiniz ancak bir dönüp baktınız mı bu gençlerin nefisleri ne kadar eğitilmiş. İki kitap okuduktan sonra her insan yazmaya koyulur. Kendini yazar hisseder. Cedel eder durmadan. Daha sonra iki-üç güzel kelam ve biter yazma aşkı. Şimdi sizler bu gençlerin böyle olabileceği gerçeğini ne çabuk unuttunuz? İyi yazar etmeyin insanları azizim, iyi kul olmalarına yardımcı olun. Kalemleri iyiyse, hep iyi olacaktır. Hele ki ahlakî tekâmüllerini gerçekleştirdikçe daha da kendilerini bulacaklardır bu gençler. Ancak bugün bunları yazar etmek onların nefisleriyle olan mücadelesinde şeytana yardımcı olmaktır. Kendilerini bir anda kaf dağında göreceklerdir bu insanlar. Ve hatta senelerini bu işlere vermiş sizin gibi üstatları da alttan alta beğenmeyecek ve hatta eleştireceklerdir. Ali Şeriatî örneğini hatırlayın. Büyük üstatlarımızı nasıl da acımasızca eleştiriyordu.





Şekilciliğin önünü alamıyoruz dedim ya azizlerim. Onu da şöyle izah edeyim sizlere. Bizim yani İslam’ın bir dünya görüşü vardır. Ve insan için iki yol belirlemiştir İslam. Sizler de pek âlâ bunların ne olduğunu biliyorsunuz. Hayır ve şerdir o iki yol. Ve hayır yani mümin olmanın büyük aşamaları ve basamakları vardır. Tam karşısındaki şer yani kâfir olmanın da. Yazmak ise öyle bir edimdir ki insanı bu iki yolun ikisine de sokabilir. Çünkü nefsi okşayıcı bir edimdir ve gençler için çok tehlikelidir. Gençlere neden yazıyorum sorusunun yanıtını verdirmeden onları yazar yaparsanız, onlar şekilciliğin kölesi olurlar. Nedir şekilcilik? İnsanlara yazdığını beğendirme sanatıdır. Bilirsiniz eski çağda ve ortaçağda Roma ve Fransa’da “rhétoriqueurs” yani “şekilciler” vardı. Bunların yegâne amacı güzel söz söyleyip karşısındakinin duygularını okşamaktı. Ancak yazmanın amacı bu olmamalıdır azizlerim. Sizler de iyi biliyorsunuz ki güzel yazma yalnızca yazma ediminin bir süsüdür. O süsü yapmak sözün değerini artırır ancak düşüncenin değil. Yavan yazılan yazılarda öyle düşünceler vardır ki güzel bir üslubu aratmaz bile. Şimdi sizler bu gençlere daha birinci günden yazarlık şansı verirseniz, bu gençlerin hali de böyle olacaktır. Ben kendi çevremde buna çok rastladım. Ve bana danışan arkadaşlara da yazılarını bir müddet kendilerine sunmalarını, tek okuyucularının kendileri olmalarını öğütledim. Bu konuda nefis çok acımasızdır sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Ancak ahlakî/nefsanî tekâmülünü gerçekleştirmiş insanlar müstesna. Elbette onlar hayır kapsamında ele alınmalıdırlar. Yani sizin gibi üstatları ayrı tutarım çünkü sizler nefsinizi bir ölçüde de olsa yenmiş ve Allah’a yol almaya koyulmuşsunuz. İşte sizin gibi bu yola girip, bu yolda yürüme kararı almadan evvel, bir nebze de olsa nefislerine galebe çalmadan evvel bu gençleri yazar etmek kanımca İslamî görüşe aykırıdır ve İslam ümmetine kara çalmaktır. Unutmayın! Muhammed Arkoun, Abdulkerim Suruş, Necip Mahfuz örneklerini hatırlayın!



            Yazmanın amacı Allah’a yol almaktır. Yazmak Orta Yolda Gitmek İsteyenler için gerçekten muazzam bir yol arkadaşıdır. Ancak daha nefisten haberdar bile olmayan bu gençlere sizlerin kalem ve kürsü hediye etmeniz gerçekten çok şaşırtıcı. Mektubumu burada noktalamadan evvel, Yüce Allah’tan sizleri bu yanlıştan tez elden döndürmesini diliyorum. Hamd önde de sonda da Yaratanların en güzeli olan Allah’adır.

 (huseyinbehesti.com adresinden alınmıştır. Teşekkür ederiz)
.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !